« Önceki |

4/10/2009

MERHAMETİMİZ BOL OLSUN....



Allah'ın en önemli niteliklerinden birisi merhametidir

*Düşmanın acıkmışsa doyur, susamışsa su ver. Bunu yapmakla onu utanca boğarsın ve Rab seni ödüllendirir. (Süleyman'ın Özdeyişleri, 25:21-22)

 * “O denizden denize ve nehirden zeminin müntehasına kadar saltanat sürecektir. Çöl ahalisi O’nun huzurunda diz çöküp düşmanları toprak yalayacaklardır. Tarşiş’in ve Adaların melikleri peşkeş getirip, Şeba ve Şeba melikleri hediye takdim edecekler. Cümle melikler dahi O’na secde ve hep tâifeler O’na kulluk edeceklerdir. Zira feryat eden fakire ve bîçâre ile yardımcı olmayana O necât verecektir. Muhtaç ve fakire merhamet edip fukarânın canlarına halâs edecektir. Onların canlarını zulüm ve zorbalıktan kurtarıp, onların kanı kendi nazarında kıymetli olacaktır. Yaşayacaktır ve O’na Şeba, altınından verecektir. Ve O’nun için daima duâ edip, O’nu her gün senâ edeceklerdir. İsmi ebedî olup, ismi Güneş durdukça baki kalacak ve adamlar O’nunla mübarek olacaklar. Milletlerin cümlesi O’na ‘mübarek’ diyecekler(Mezmur Bab 72, ayet)
*   Sonra iman edenlerden, sabrı birbirlerine tavsiye edenlerden, merhameti birbirlerine tavsiye edenlerden olmak. İşte bunlar, sağ yanın adamlarıdır. (Beled Suresi, 17-18)


-hiç birşeyin sepesiz olmadığı,varoldunu sandığımız ve sanmaya devam edeceğimiz, ne olduğu belirsiz bu yerde,bütün bu anlatılanlarda nedensiz,sebepsiz olmadığından..
 başta kendimde ,içimde barındırmam gereken en önemli şeyin merhamet olması gerektiğini hisseder dururum..
diğer olması gerekenler onunla birliktedir zaten bana göre..
beraberinde getirir gelmesi gerekenleri...
öyle olmasaydı en önemli nitelik halini almazdı yaratanda...

9/9/2009

meğer...


...yazmadığın bir hikayede,uzun ya da kısa vadede az biraz keşfediyorsun..öteki olabilmeyi,yerine koyabilmeyi,geride durabilmeyi öğreniyorsun..ne gemiler yaktım,ne gemiler yaktım,okadar yandı ki canım,sonunda karşıdan baktım,ne göreyim kendime yıldızlardan daha uzaktım..bu kızı yeniden büyütmeliyim,kor ateşlerde yürütmeliyim,değirmenlerde öğütmeliyim,farkındayım,farkındayım...' diyen bir şarkı gibi hayat 

          

Belki artık kendimize ait bütün anları bir kör kuyu içinde kaybetmişiz.Baş bizim başımız; ama düşüncelerimize geçmez hükmü.Ayak bizim ayağımız;ama istediğimiz yere gidemez ve ellerimiz her gün tuşların üstünde ine kalka sonu gelmez bir zincirin halkalarını bağlar.Geçiyor hayatımız...Bir teselli var ki tutunacak tek şey o...

8/9/2009

-BU BÖYLE

O zor günler solan güler, eskidendi geçti
O zaman aşık olduğum rüzgarlar esti esti geçti
Geriye sadece yarım yarım sevgiler
Yüzüme incedeen uzun uzun çizgiler
Öznesi kalan süresi kısalaşsın cümleler

Aşk seni bulabilir de
Uzakta durabilir de
Saimi oluyor derken
Mesafe koyabilir de
Bu böyle vurabilir de


İlgisiz durabilir de
Onu sana katıyor derken
Tuzaklar kurabilir de
Geriye sadece yarım yarım sevgiler
Yüzüme inceden uzun uzun çizgiler
Öznesi kalan süresi kısalan cümeler
Bu böyle

Aşk seni bulabilir de
Uzakta durabilir de
Saimi oluyor derken
Mesafe koyabilir de
Bu böyle vurabilir de
İlgisiz durabilir de
Onu sana katıyor derken
Tuzaklar kurabilir de
Geriye sadece yarım yarım sevgiler
Yüzüme inceden uzun uzun çizgiler
Öznesi kalan süresi kısalan cümeler
Bu böyle

6/9/2009

AYDINLIKTAN...KARANLIĞA.....


Bir oluşumun kurallarını/işleyişini kavramadan eksikliği/saçmalığını/güvenilmezliğini kavramak .....

Işık der ki:

“İlk önce küçücük bir ışık kümesiydi dünya uzayın sonsuzluğunda! Boşlukta aydınlatacağı hiç bir şey yokken. Boşluğun aydınlanmaya gereksinimi yokken. Sonra ışık yavaş yavaş söndü. Sönerken soğudu.

Aydınlanmaya gereksinimi olanlar o karanlıkta peydahlandı.

Karanlıktan aydınlığa doğru uzanan yolun neresinde insan soyu? Aydınlığa mı yoksa karanlığa mı gereksinimi var? Aydınlığı sağlayanların ışığı, karanlıkta gelişenlere nasıl etki ediyor? Aydınlığı isteyenler, aydınlığı verenlerin ışığını azaltıyor mu yoksa çoğaltıyor mu? Yanıtı bilinmedik sorular mı bunların hepsi, yoksa biliniyor mu yanıtları?

Ve o ışıktan aldığı güçle o toprakta büyüyen ekin der ki:

“Bu yola düştüğümüzde, rehberimiz bir düştü! Düşümüz önümüze düştü, biz de ardına düştük.

Bir de baktık, ne çok düşmüşüz... Ne çokmuşuz, ne çoğalmışız. Ne çok insanmışız. Ne çok düş kurmuş, ne çok yola düşmüşüz. O düşler için neler neler yapmışız. Küçük bir mola verip de ardımıza baktığımızda bu kez hem ardımıza düşenleri, hem de ardımızdan düşenleri gördük.

Şimdi önümüze bakıyoruz, ardımızı ve ardımızda bıraktıklarımızı unutmadan...





Hayat 3 yanlışım dan biri olarak seni götürdü



2/9/2009

SENİNLE BAŞLAR..




“Dost yüzü görmek kederi giderir” derler. Hz. Ömer: “Likaül ihvan, cilaül ahzan” demiş. Yani dostlarla karşılaşmak hüznü giderir ve gönlü cilalar” demiş. Devamlı meşgul olduğumuz işi bir ara bırakıp dost yüzü görmeye devam edelim. 

Kişilerin sövgüleri ve yergileri de moralimizi bozmasın. Daha ileri gitmek için kamçı olduğu gibi, kendimizi düzeltme aynası olsun. Ermişlerden birine bir adam “Yahudi” diyerek hakaret etmiş. Ermiş, “Eğer ben senin dediğin gibiysem Allah bana hidayet versin. Eğer değilsem Allah
seni afvetsin” deyivermiş.